Çukurçimen Köyüne Hoşgeldiniz

Refahiye Çukurçimen Köyümüzü Tanıyalım

Çukurçimen Köyü Erzincan ilimizin Refahiye ilçesine bağlıdır. 2012 yılı istatistiklerine göre toplam 26 kişi yaşamaktadır. Çukurçimen Köyü Erzincan il merkezine 106 km. bağlı bulunduğu Refahiye ilçesine ise 37 km. uzaklıktadır. Çukurçimen Köyü denizden yaklaşık 1980 metre yüksekliktedir. Temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan köyde başlıca Buğday (Ekmeklik), Çayır Otu, Çayır/Mera, Yonca gibi tarım ürünleri yetiştirilmektedir.

Devamını M.S.yazdı...
Çukurçimen Köyü Kiğı'dan ve Mezoptamyadan en yerli halklardan bir, sadılı aşiretinden Erzincan'a yerleşen bir halktır. şu anki durumua biraz eskiye ve eski yıllara geri gidersek insanı nüfusu kalabalık olan bir köydü ancak Türkiye'nin her bölgesinde olduğu gibi buralardan da istanbul ve ülkenin hatta Avrupa'ya gidilmiş bu anlamda şimdi sadece yazlık yada yazın gidilen bir yer haline gelmiştir. Ayrıca Orçul'un en gözde bir köyü [değiştir]

  • Kazim yazdı / 08-10-2017 : KÖYÜMÜZ
    Şimdi kendimize bir soru sorarak başlıyalım. Köyümüzün yüz yıldır aynı yerden bulunmaktadır. Buraya nereden geldiği yazılı ancak köyümüzün edebiyatı tamamıyla yazılı değil sözlü edebiyatına dayanır. Sanatı da sözlüdür. Bu köyde özelikle kış aylar çocuklar ve yetişkinlerinde katıldığı oyunlar anlatılırdı. Mesela burada düğünler üç gün sürerdi ve erkekler atla cirit oynarlardı acımasızca. Dağda çoban ve diğer insanlar kurme denilen bir oyun oynarlardı bu oyun golfa benzerliği çok gine çocuklar ok oyunun ve cordik diye bilinen oyunlar oynanırdı (Bu isimler Kürtçe. Türkçe karşılığı ne bilmiyorum). Sözlü edebiyat derken şunu kastediyorum seferberliklerin ve o zor koşullardan Refahiye Dumanlı dağından ağaç kesip o çetin dağ yollarından giderken yaşadıklarını süsleyerek tatlı anlatımlarla anlatırlardı ve bu anlatımlardan efsane insanlar çıkardı.
    Bu köyde kendi arasında bir dayanışma var mıydı sosyal bir köy mü sorusuna evet buradan köy halkı arasında her zaman bir birine dayanışan kavgalı da olsalar da dayanışmalarından vaz geçmezlerdi. Erkekler arasında küskünlük olsaydı bile kadınlar arası asla küskünlük olmazdı.
    Tabi ki farklı sayılacak kültürde vardı mesela hamile kadınlar erkeklerin olduğu yerden geçmezlerdi yeni evlenmiş bir genç kız büyükleriyle konuşmazdı. Ama bununla ilgili erkekler tarafından bir baskı yoktu yüzyıllarca gelen bir kültür tabi ki zamanla bu yok oldu.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (1) Beğenme

  • Rosa yazdı / 02-10-2017 : ZAMAN
    İnsanoğlu varoluşundan beri zamanla hep sorunu olurdu, o zamanlar saat diye saat bakma kavram yoktu insanlar güneşin doğuşuyla batışı arasındakİ zamanlama kendi yöntemiyle bilirlerdi. Bizim çocukluğumuzda da saatlErimiz yoktu ama bir değnek dik tutularak zaman tahminde bulunurdu.
    O zamanlar bizim zaman kavramımız cumartesi pazar diye bir şeyimiz yoktu. Çünkü çalışmaktan başka sabah kalkmak dünden kalan işlerı yapmaktan hariç bir şeyimiz düşünülemezdik ha tabiki eğlence zamanlarimiz daha çok kışın olurdu yazında çoçuklarin kendi arasindan eğlendiklerı olurdu.
    Bizim zaman okula başlayınca öğrenmeye ve zamanla yaşamaya başladık hatta o tarihlerden köyümüzden radyo bile yok sayılırdı bu anlamda kültürel yapımız yazılıdan çok sözlü anlatımlarla yapılırdı. Bunların başında masallar hikayeler ve efsaneler anlatılırdı.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (1) Beğenme

  • Şerif ağa yazdı / 30-09-2017 : Şahısmail Erzincan'da bulunan Alevileri araştırırken kanımca Şahısmail'den başlamak gerekir. Nedeni bu şehirde şahısmaıl adının yoğun kulanıldığını görüyoruz. Tabiki Şah ismail'in Yavuz'a karşı verdiği savaşı da değerlendirmek gerektiği de bir gerçektir. Şah ismail niye direk savaşa girmediği hep savunmada kaldığının nedenini de araştırmak ve üzerinden fikir alışverişinde bulunmak lazım. Ayrıca yine buradaki Aleviler ve Maraş'taki Alevilerden de Paşa ismi çocuklara verilmiştir. Neye dayanarak verildiğini düşünmek ve düşünüp tartışmak lazım değil mi? Yoksa Alevi bir paşam ismi varmış o tarihlerden bunu da bilmiyoruz. Bilinen bir gerçeklik var ki o da yazılı bir tarihimizin olmamasından kaynaklı. Bu anlamda sadece Çukuçimen köyünü değil tüm Orçul'u yorumlamak ve tartışmak gerekir.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (2) Beğenme

  • Cemile yazdı / 29-09-2017 : Büyüklerimize bugün bir şeyler söylemek bugünün dünyasında neler olduğunu onlara neyin değiştiğini, onların yaşadığı süreç ile bu günün süreci birlikte yorumlasak ne olur acaba. Onların yaşadığı sürede ikinci dünya savaşından başlarsak yüz yıllık savaşın sonucundan barışın geldiği huzur korkusuz bir yaşamın başlangıcı olduğunu var sayarsak nelerin bugün yaşandığını hemen hemen bölgesel savaşların devam etiğini birilerin yeni dünya düzenini yeniden inşa etmeye çalıştığını anlatsak inanırlar mı bize?

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (1) Beğenme

  • H .K yazdı / 24-09-2017 : Bu yörede yaşayan halkın iki gündür Muharrem orucu başladı. Geçmişten bu güne kadar devam eden ama hiç bir insan baskıyla tutturulmayan bir oruç. Bu anlamda insana hizmet insanın insana kul olmadığı bir inanç. Bunu yaşatmak kuşaktan kuşağa devretmek gerektiğine inanıyoruz. Tuttukları orucun kabul ve yerine ulaşmasını dileriz.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (1) Beğenme

  • c s yazdı / 01-01-2017 : Köyümüzün en karabalık ailerinden Semdin aga sulalasidir. Semdin aganin oglu serif aga,hamdin aga (Aga diyince iste otuz köyü olan degil burda agalik saygi dan kaynakli.) serif agan 6 erkek bir kizi olana hamdi agan bildigim kadariyla 3 erkek 4 kiz babasi Ayrica bu sulala sadece bunlardan ibaret degil ayni zamanda keleci gil lakabiyla tanilan Hasa ve kardesi adını bilen olursa yazmasını isterim. ayni sulaleden olan ziya ve kekon babasiyla kardes olan gercekten isimlerin hatirliyamadigim bu genis sulale cukurcimenin en etkin kesimidir.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (1) Beğenme

  • aziz yazdı / 25-12-2016 : Yorucu yaz ayları kendisini sonbahara yavaştan yavaşa yerini bırakıyordu. Sıcak yaz aylar bir sonraki kışa hazırlık yere serpilen tohmuların meyvesini sonbaharın ilk günlerinde vermeye başlar, eğer elin çabuk ve zamanında yapmasan kış hızlıca gelir var olanı elinden alır. İşte bu kadar saatlik zaman biriminde çocukluktan erginlik çağına erginlikten delikanlığa, kızlıktan gelinlik kızlara, ilkbahardan yaza yazdan kış günler çabuk geçer buralardan zaten o tarihlerden zaman güneşin doğusuyla ve güneşin batısıyla bilinirdi cumaertesi ya da pazar diye bir şey yoktu. Çünkü herkes o kadar meşgul ki yılbaşı gelip çattığında da anıda farkına varırlardı. Buralardan yıl son ya da yılbaşı Cam ağaçlar yılbaşı gece dalı kesilmemiş yaralanmamış çamlar yere eğildiklerini hep söylerlerdi. Neden nedir nede bunu söylerlerdi bilinmez, buradan bizden önceden yaşayan halklardan bir söylem midir bilinmez. Bilinen tüm halkların yeni yılı kutlu barış içinde geçmesini isteriz.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (3) Beğenme

  • demir yazdı / 20-12-2016 : Her yaprak sonbaharda dalında yavaş yavaş yere doğru toprağa düşer ve bir sonraki canlıya güç katar. her yazılan yazı ister kısa ister uzun anlatımlar olsun bir sonraki kuşağa bilgi olur. Mevsimlerin dönüşümü, insanı doğayla baş başa yaşaması o doğada canlıların olmasın gerektirir. Bu anlamdan da bu köyde şehire göç eden insanların ve özelikle burada doğmuş ve buradan beli bir yasa gelmiş insanların benliğinden gitmediği, rüyaların bile bu doğduğu yerden görmesi bile insanın doğduğu yerin ne kadar kutsal olduğun gösterir. Sanırsam bizim çabamız birazda bu yöne doğru. Ancak toplum diğer katmanların, yaşam biçimin toplumsal gelişen olayları da göz ardı etmiş değiliz,yaşana ve yaşana bilecek her şeyin farkındayız.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (4) Beğenme

  • poyraz.s yazdı / 22-10-2016 : Bu yazılar, bazen masal bazen geçmişten notlar gibi gele bilir sizlere. Ama bunların hepsini bir araya getirdiğimiz zaman belki bir tarihe iz düşmüş olacağız, bu anlamda öncelikle 500 yıllık bir geçmişi olan bir yerleşim alanından söz etmeye çalışıyoruz. Bu coğrafyada nasıl yaşandığını, hangi zorluklarla mücadele edildiğini kimlerin nereden gelip bu yerleşim alana yerleştiğin kısa anlatımlarla yapmaya çalışıyoruz. Tabi ki bu sadece bizim çalışmalarımızla olacak şeyler değil bu konudan duyarlı olan her ferdin de katkısını beklemekteyiz. Çukurcimen'i yazarken Ali Haydar Dedeyi yazmak kolay olmayacaktır. Halkımızın inançlarına öncülük edenler tarafsız paylaşımcı, haksızlığı ortadan kaldıran, yol gösterici olmak onların felsefelerinden olanlardır. Devamını yazmak koşuluyla.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (3) Beğenme

  • Culpan yazdı / 16-10-2016 : Bu yazın konusu Xalığolu gerçek ismin dün gece birilerin sorarak öğrendiğim Hüseyin şahin olduğu, aynı zamanda Hamdi şahin kardeşi xalığolu anlatmak tıpkı sonbaharda sararan yaprakların ağaçtan ayrılışı gibi, xalı golü kendi içinde kimseye zarar vermeyen bir insandı. Çok fazla arzısı olmiyan köyü koşullardan yoksul sayılacak biriydi Ama abisi Köyün hatırı sayıl mülküyeti onda daha çok fazla olan biriydi. Xalığulo hatırladığım kadarıyla 6 ve 7 çocuk sayıp bir aile reisiydi. esin ismi kızheydo olarak bilinirdi ve çalto köyünde çukurcimen köyüne gelin geldiği idi. Bu coğrafyada yaşama ve yaşmak için koşullar çok zordu bu anlamda xalı gülo başka köylerden çobanlık yapardı şu anda çocukların bir kısmı İstanbul'da bir kısmıda hayatın kayıp eti.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (4) Beğenme

  • gulpasa yazdı / 08-10-2016 : Bu bölgenin genel adı Orçul olarak bilinir Orçul'dan bir çok köy var bunlarında, kendilerine ait yaylaları var. Çukurcimeni Dere yaylası diye bir yayla var bu yaylayı Leventler, dostolar ve gencolar köyü ile birlikten kullanırdı. Özellikle haziranda bu yaylalara gidilirdi. Çünkü yaylanın bulunduğu yerden arazi yok tümünden mera ve otluk. Hayvanlar için bir nevi de özgürlük sayılırdı. Kimse hayvanlara karışmazdı. O aylardan dere yayla çok karabalık olurdu çocuklar kendi bildikleri oyunları özgürce oynarlardı. Bu yaylanın hem güzel hem de ıstırap yanları da vardı. Buradan genelikle emeğini en çok harcayanlar kadınlardı, onların gerçekten eziyetleri çöktü bir düşünün ev işlere onlara ait hayvan sağmak peynir yapmak ödün çekmek çocuklara bakmak, akşamları gelen hayvanlar sağmak, hayvanları saymak kayıp var mı onlar aramak, anlayacağınız bu yörelerden yükün büyük kısmı onlara aittir. tabi ki erkeklere de haksızlık etmeyelim her ne kadar koyun sağmasını bilmiyorlarsa da dışarıdaki geçim göçü götürüp geriye köy işlerini de onlar yapardı. ASIL OLAN BU KADAR EZİYETİN İÇİNDE İNSANLAR MUTLUYDULAR. Komşu ilişkiler dayanışma içindeydiler, birine zarar geldiğinde kendisine gelmiş sayarlardı. Ne yazık ki şimdi ne yayla ne komşu ilişkileri. Bunu da yazmadan geçemeyeceğim hem yaylada hemde köyde hiç bir komşunun kapısı kilitli olmazdı o kadarki bir birine güvenirlerdi. Bu yaylanın son görüntülerini gördüğümde hem içim ağladı hem de doğayla bu yayla evlerine verdikleri savaşı doğa karşısından kayıp etmişler tıpkı haklının haksız karşısında mağlup olduğu gibi.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (5) Beğenme

  • m. u yazdı / 08-10-2016 : Zaman çok hızlı ve acımasızca ilerliyor, köyümüzün büyükleri de bu zamana yenik düşüyor. Son kalanların sözlü anlatımların buraya aktaramazsak bir tarih karanlıkta kalacak, çünkü sözlü anlatımın dışında elimizde bir şey yok. Umarım buna kafa yoran arkadaşlar çıkar köyümüzün yazılı bir anlatıma hepimizin katkısı olur. Eminim ki bende daha çok bilen insanlarımız var bu anlamda bu coğrafyadan yaşanılanları anlatacak.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (4) Beğenme

  • p.s yazdı / 02-10-2016 : Bu pazar günü aklima gelen bir insani yazmak ve o insani düsünmek. peki kimdir diye bu soruyu kendime de sorarak basmak istiyorum.Köyümüze nerden geldigin bilmiyorum ,ancak adi MEHO olarak bildigim gercek adini ne old ugunuda bilmiyorum,bildigim gülüstanin(güstenin)abisi oldugu ve sanatsal olarak zorna caldigin biliyorum .bizim yaslardan bir oglu oldugun ve adi Hayri simdi nerden yasiyor onun bilmiyorum.Bu anlamdan köy yasamina bir tarih düsmek istedim.Burda yapilmak istenen seyin bilgi toplamak köyümüzle ilgili tarihi iz düsümünün yaratmak

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (6) Beğenme

  • a.a yazdı / 04-09-2016 : Yukarıdan apo tezoyi yazdik. Bunu biraz aciklamak geregini duyduk. Bir kere apo tezo cukurcimenli degil aslinda , cukurcimene sonrada riciken köyünde gelmis rivayet ve söylentilere kulak verirsek Hamdi Sahin tarafindan getirilmistir. apo tezon iyi bir insan komsulugu iyi olan biriydi sadece cok küfür ederdi tek kötü özeligi buydu. tabiki dordugu yerden degil. köyün degisik kesimlerden geldigin neden nicin basak yeriden buraya geldigin bilimyoruz. bu anlamdan tek tek aileleri yazmak ve onlarin özeliklerin komsu iliskilerin bir rüzgar esintisinden kayip olmamasi icin buraya aslindan bir dip not düsmek gerektigini düsündügümüz icin anlatma geregin duyduk. apo tezo diger köylüler gibi oda köyden göc edip istanbul gulsuyuna yerlesti hayatinin sonuna kadar orada kaldi.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (3) Beğenme

  • y.s yazdı / 30-08-2016 : Bu yöreden kis cok uzun ve yorucu gecerdi, bu uzun gecelerden masallar anlatilirdi, bu masal anlatan kisinin masali nasil sonlandiracagi bilinmezdi. Bir kere masal uzun olmasi gerekiyor anlatim bicimi cok öz ve sade olmasi lazimdi, dinledigimiz masallari ezberlemek bir sonraki kusaklara aktarmak ve bence edebiyati olan bu masallari yasatmak. Ancak o uzun ve sert gecen kislar ilkbahara baslangicinda kendisin baska bir zaman icinde bulurdu insanlar. Bu anlamda her yazini anlatim olgusu ve icerİgine verilen anlami iyi bir dille anlatmak gerekiyor. Mesale köyümüzün api tezoyu ya da hamdin agayi veya da memedaali agayi eger dogru anlatamasak masallarin kahramanları eksik kalir. tipki bir yagmur tanesi gibi topraga düser ve kayip olur.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (3) Beğenme

  • ali sahin yazdı / 11-08-2016 : İlk bahar bir baska, dört mevsim cok hizli bir yasam temposu olan bir yer. Insanlar bu tempoya ayak uydurmak icin mevsimler hizli ve zamaninda yetismek zorunda kalirlar. Yoksa yaptiklari cifciligin tahilini alamazlar. Bu anlamda hem yasam temposu hizli hem de zamanlari cok degerli. Daglara kar düsmeden kışa tüm hazirliklarin tamamlamak zorundalar.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (5) Beğenme

  • N D yazdı / 22-07-2016 : Bu yöreden yasiyan bu halk yasam boyu yasim hep soru isaretiyle dolu bir halktir. Nedeni kigi'den buraya göc etmenin yasamlarin, yasamak icin verdikler mücadele bilinmektedir. Üstelikte bu topraklarin yerli kavimleridir. bu nedenle yasamlar zor kosullardan gecmistir.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (4) Beğenme

  • D.S yazdı / 17-07-2016 : Son zamanlardan facebooklardan köyümüzle ilgil kendi anadillerinde masal ve kürtce konusuluyor. Bu iyi bir adim gecmisini bilmiyen gecmisin iyi ve kötü degerlerin anlamiyanlar gelecege bir sey söyleme hakki kendilerinden bulamazlar. Herkesin bu konuda üzerine düseni yapacagina inaniyoruz.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (2) Beğenme

  • cukurcimen yazdı / 10-07-2016 : gGeçmişe doğru yolla bakılıp bugün burada, bu köyden nasıl bir nesil yetişiyor bunu yorumun yapmak, kültürel alt yapısına bakmak gerekiyor. Hem geçmiş aidatlar, kullandıkları dil örf adetlerine kadar hatta çocukların oyun biçimine kadar derinlemesine bir araştırma yapılmalıdır.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (4) Beğenme

  • percili yazdı / 03-07-2016 : Bir kaganin cizirtisi uzakta gelir bazen bir bakarsin iki öküz bir yasli adam degirmende ya da tarlada gelir. degirmen demisken Köyümüzün degirmen leventler köyün alindak cayi üzerine kurulmus semdin aganin degirmeni oldugunu biliyoruz. orcul o tarihlerde cok kalabalikti hatta hatirladigim kadariyla iki degirmen vardi o cayin üzerinde, sonbaharlarda o yörenin halki kislik ununu oradan ögüterek kisa hazirlik yapardi, o zamanlar oralar bir yasam bicim idi. O zamanlar yasamin insan gücünden alan her isin insan gücüyle yapan teknolojinin hic olmadigi, cok sonra traktorlerin gelmesi ile biraz farklasan insan gücü bu topraklarda kopmaya basladi, ama hakliydilar da buna fazla yapilacak bir yorumda yok. O zamanin yaslilar masal dolusu seyler söylerlerdi ancak ermenilerle ilgili bir sey söylemezlerdi nedeni nicin söylemezlerdi belki simdiki kusak anlayabilir. Bu köyün dügünleri 3 gün olurdu davul zorna ve atin üstünde cirit oynamaya bayilirlardi. Çünki cirif cesaret istiyen olgunluk ve vijdana hitap eden bir oyun. Bu anlamda bu yörenin insani merttir, cesurdur haksizliga boyun egmeyendir. simdilik bu kadar.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (1) Beğenme

  • s.s yazdı / 21-04-2016 : Bu siteyi kimler düzenliyor bilmiyorum. Bildigim benim tek şey var o da gecmişi bugüne aktarmak olmalı. Kim ne biliyorsa bu orculla ilgili yada cukurcimen köyü ile ilgili bildigin büyüklerinden duydugunu anlatmakla bir sonuca varılır. Böylece doğru analizler yapılabilinir.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (4) Beğenme

  • c s yazdı / 09-03-2016 : Özelikle orculdan halk nasil yasardi neler üretirdi, üretim araclari neydi. Bir kere burdaki üretim tamamıyla kendini geçindiren dışarıya satılmayan Buğday arpa fiy az da olsa mercimek üretilerek (yani ekerek) geçimin sağlarlardiı. Peki neyle bunlari yaparlardı. Ekin tamamıyla o zaman bulunan kara sabanla, bu karasabanı çeken öküzlerle yapılırdı. yani kısaca hayvan ve insan gücün bir araya gelerek yapılırdı. Ekin tüm orakla biçilirdi cayırları da tırpanla biçilirdi. Bu Köyden en zor iş heralde kadınların. Kadınlar ekin biçer hayvan bakar, tahıl yıkar , ekmek ve yemek yapar cocuk bakar ve ayrıca da bütün saygınlık yine o kadınların omuzundan. Erkeler cift, tırpan değirmene ve maddi olarak erkeklerden sorulurdu. Bu tartışmaya katkı sonra olursa seviniriz.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (3) Beğenme

  • D S yazdı / 27-02-2016 : Yukarıda anlatıldığı biçimiyle bundan 35 yıl önce bu köyde yaşam tüm hızıyla devam ediyordu. Bu köy tüm geçim kaynağını kendisi üreterek yaşıyordu. Bu anlamda kışları çok ağır gecen yazları da yaz gibi geçen bir süreç yaşanırdı. Kışlar daha çok erkekler gurbete giderdi orada para kazanıp yazları da çiftçilik ve hayvancılık yaparak yaşamlarını sürdürürlerdi. Bu köy bu yöreden bilinen köylere göre ismi öne çıkan bir köy. Buradan yardımlaşma saygı gözle görünen bir yaşam koşulu gibiydi. Daha gerilere gidersek Buradan nasıl yaşam savaşı verdiklerini görebiliriz. çünkü geçim şartları çok zormuş o zamanlar mesela köylü erkekleri Refahiye'nin Dumanlı Dağlarında ağaç kesip kaçak olarak Erzincan'a kağan arabasıyla götürüp satarlarmış. Yolların olmadığı hep dağ yollarını jandarmaya yakalanmadan gitmek zorundalarmış. Bir düşünün ayağında kara lastik bugün gibi kot ya da kumaş ya da palto yok bunların hepsini düşünürsek Erzincan Refahiye arası normal yolda 70 km olduğu ama dağ yollarında bu iki katına çıktığını hesaplarsak zahmetin ve alın terine kadar zorla yaşadıklarını biliriz. Aslında bu yörenin yani sadil Aşiretinin urcula yaşamaya başladığını hangi baskılardan hangi katliamlarda burada yaşamak zorunda kendilerini bıraktıklarını anlamak için devlet arşivlerinde bir şey bulunur mu bilmiyoruz.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (3) Beğenme

  • pasa yazdı / 21-02-2016 : Her süreç kendini yeniden yorumlar. İnsanların var oluşundan beri göçler yaşanıyor, kimi zaman savaşlarla kimi zaman ekonomik kimi zaman da katliamlar karşı yasamak için yaşanır.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (3) Beğenme

  • U.ssahin yazdı / 08-11-2015 : Bu yerlesim alanin cok zahmetli ,eziyetli yokluk icinden, katliamlardan kacarak bu bölgeye gelen sadil asireti nüfus olarak cok büyük bir asiret kendi ana topraklarindan kimseyle savasmadan huzur icinden yasamak icin yasam mücadelesi veren bir halkin mutlaka gercek hikayesi tarihciler tarafindan yazilmalidir. Cünkü bu halkin sadece sözlü anlatimlariyla bugüne kadar gelindi ama gercek mücadelesin anlatanlar cikmali, kim ne biliyorsa kimin büyükler ne anlattiysa bu anlatilan tümünü birlestirip gercek hikayesini ortaya cikarabiliriz. Aksi taktirde unutulur gider. Bu köylülerin sözcülerinden Abasaga mezleabasta gömülmektentir. Bu adamin tek sevdasi bu halki ölürken de dagdan asagi tüm halkini gözetlemektir. Anliyacagimiz bu halk bu topraklardan vücüt bulmustur. Bu anlamda da efsenesi bol olan bu halkin gercek hikayesini yer yüzüne cikarmak gerekir.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (3) Beğenme

  • g.sahin yazdı / 01-11-2015 : Aslinda bu köyden önce de burasi yerlesim alaniymis mesela bu köyün civarinda kiliseler vardi henuz sadece yikinti ve kalintilar olsa da Çukurcimen ve Riciken arasindaki köy hudutunun ismi de kilisedir. Ayrica Leventlerle Çukurcimen arazisi icinde de bir kilisenin oldugu bilinmektedir ayni zamanda Çukurcimen köyü mezarliginin üstünde bulunan beder file diye bilinen (ermeni harman var) bu anlamdan bu yerlesim alanin bir tarihi var sadece Çukurcimenle alakali degil bu düsünce mesela diger türk köylerin yerleri de daha önce ermeni yerleri oldugu cok aciktir. Ne yazikki meliseref köyün halkin bir kac ailenin ermeni oldugu söylenilmektedir yerlesimiyse tamamiyla ermenilere ait oldugu devlet tarafindan bilinmektedir. Ayni zaman Refahiye'nin bir dönem sadil asiretin reisi olan ailsan sorumlu oldugu rivayete göre söylenmektedir. Çukurcimenin tanitmakla sadece cukurcimenle olamiyacagini cevre köylerinde ele alinmasi gerektigini kavramak lazim yoksa ici bos bir tanitim olur. bu konuda kafa yoranlarin bir araya gelip derin aristirmalari sonucu ortaya cikar.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (1) Beğenme

  • Paşa yazdı / 29-08-2015 : Aslinda Cukurcimen köyü kigiden sadil asretine mensuplar bununla ilgili devlet arsivleri bulunulmaktadir. cukurcimen köyu 1985'lere kadar okulu olan hem yaz hem kis yasamin oldugu bir yerlesim bölgesiydi. Daha eskilere gidildiginde seferberligi yasayan gecimini tarim hayvancilikla yapan kis bol yaz dört ayi yaz gibi yasanan bir yerdi. Ancak gerek ekonomik bazda gerek yörenin istanbul'a yerlesmesi artik emegini fabirakalarda bulan yazdan yaza köye giden, orada bir ay hem izin hem calisma yapip geri dönenlerin yeri olmustur. simdiyse ben dahil benim kusagimdakiler istanbul ve türkiye'nin degisik kentlerinden yasayan ve hatta avrupanin bazi ülkelerinde olanlar da var.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (6) Beğenme


Adınız:

Code Image - Please contact webmaster if you have problems seeing this image code Yandaki kodu yazınız

Resimi Yenile

Çukurçimen Köyü Mesaj Panosu
Köyümüzün panosuna henüz bir mesaj eklenmemiştir.
Aşağıdaki forma yazarak sohbeti siz başlatabilirsiniz.

Adınız:

Code Image - Please contact webmaster if you have problems seeing this image code Yandaki kodu yazınız

Resimi Yenile

Tüm Mesajlar

Erzincan Refahiye Çukurçimen Köyü web sayfalarımızda mesajlarınızın yanı sıra resim ve videolar da paylaşabilirsiniz. Sitemize içeriklerinizle katkıda bulunarak Çukurçimen köyümüzün yıllarca takip edebileceğimiz bir web arşivini oluşturabiliriz. Biz siteyi kurduk gerisi Çukurçimen Köyü sevdalılarına düşüyor. Unutmayın sitemizin her bir köşesi ziyaretçilerimiz tarafından değiştirilebilmektedir. Not: Sitemiz Refahiye Çukurçimen Köyü Muhtarı veya Muhtarlığı sitesi değildir.

Refahiye Çukurçimen Köyü Kimlik Kartı

düzenle
İl : Erzincan
İlçe : Refahiye
Posta Kodumuz :24302
Eski İsmi : Çukurçimen  
Nüfusumuz : 26 (2012 yılı)
Çukurçimen Köyümüzün Sayfalarını Birlikte Zenginleştirelim
    resim yükle mesaj paylaş editöre yaz