Ayvalısokağı Köyüne Hoşgeldiniz

Ladik Ayvalısokağı Köyümüzü Tanıyalım

Ayvalısokağı Köyü Samsun ilimizin Ladik ilçesine bağlıdır. 2012 yılı istatistiklerine göre toplam 99 kişi yaşamaktadır. Ayvalısokağı Köyü Samsun il merkezine 91 km. bağlı bulunduğu Ladik ilçesine ise 10 km. uzaklıktadır. Ayvalısokağı Köyü denizden yaklaşık 800 metre yüksekliktedir. [değiştir]
  • Ertuğrul Albayrak yazdı / 29-11-2017 : Merhaba Gamorcoba..
    Bin bir zorluk ve meşakkat ile Batum'dan gelerek..
    Ya Allah Bismillah ile sıfırdan Yurt kuranlara..
    Mübarek 'Ezan' ve 'Albayrak'la Can bulanlara..
    Dağı taşı tarlasından aş iş edinenlere..
    Yemyeşil meralarında hayvan otlatıp nağara atanlara..
    Derelerinde balık tutmuş yüzme öğrenenlere..
    Düğünlerde konak halay horon tepenlere..
    Bayramda seyranda peşkirine güreş tutanlara..
    Tavuk için yarışan yastık kapmak için paralayanlara..
    Köy odasında kış gecelerinde dimyat oynayanlara..
    İki metre karda coplek ve kızaklarla kayak yapanlara..
    Çamurlu yolları aşıp Camide ibadet ve hasbihal edenlere..
    Avlusunda birdir bir yesir misket uzun eşşek oynayanlara..
    Kelikler kurup çakar almazlar ile domuzları ürkütenlere..
    Sen Ben yok BİZ barız diyerek dostluğun arkadaşlığın kitabını yazanlara..
    Bilgi birikimlerini tecrübelerini Milli ve Manevi değerlerini..
    Gençlerimizin akıl ve dimağlarına nakşedenlere..
    Aşını işini sevinç kader ve kederini paylaşanlara..
    Küslüğün kitabında yazmadığı 7 den 77 ye hal hatır sorup Selamlaşanlara..
    Bayramları topyekün bayram gibi kutlayanlara..
    Pembe yalanlar ile komşusundan küçük şeyler aşıranlara..
    Eğitim aş iş eş yüzünden Köyünden ayrı kalanlara..
    Emri İlahiye uyup ebedi istirahatgahlarına çekilenlere..
    Halen Köyün kahrını çekip Baba Ocağını tüttürenlere..
    Tüm Gelmiş Geçmiş Köyümün suyundan içmiş havasını çekmişlerin..
    Al ve Ervahına.. SELAM olsun..
    GMERTMA TEL GARKOBA MOKCES..
    Ertuğrul Albayrak..

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (5) Beğenme

  • Ertuğrul Albayrak yazdı / 22-11-2017 :
    II. HİCRET

    Yemyeşil dağlarla masmavi Karadeniz’in raks ettiği, dünyada cennetten bir köşe, el değmemiş bakir yerler. 1500 Yılından bu yana yurt olmuş, mal mülk edinilmiş, eşiyle dostuyla bütün kazanımlarıyla Osmanlı’nın Asya'daki uç noktasında şirin bir kent BATUM. Ve Batum'da Osmanlıca yaşayan yüreği, hayat tarzlarıyla Türk/İslam mefkuresiyle dolu Osman dedem! Evet büyük dedem.

    Osman dedem Batum’da su değirmeni ile ailesini geçindiren, kendince bağı bahçesi olan mütevazı hayat yaşamaktaydı. Eşi dostu akrabalarıyla mutlu ve huzurlu günler geçiriyorlardı. Bin bir çeşit çiçekten arıların yaptığı bal kovanları, of be yemede yanında yat misali. Günler, aylar, yıllar dünya telaşı, ahiret hazırlığıyla geçerken… Sene 1876 Osmanlı Rus savaşı patlak verdi. Zaten Osmanlı balkanlarda, Yemende savaş verirken birde Ruslarla cephe açılması büyük yıkıma sebep olmuştur. Osmanlının çöküş yılları idi ve bu cephelerde Osmanlının çöküşünü hızlandırdı. Orduda yenilgiler, hezimetler birbirini izledi. Bu durumdan en çok etkilenenlerden biri de Osman dedem idi. Çünkü Batum Ruslar tarafından işgal edilmiş, orada yaşayanlar artık zulüm altında hayatlarını sürdürmek zorundaydılar. Geçmişte kutsal bildikleri kırmızı çizgileri olan vatan, bayrak, ezan, töre, gelenek, görenekler Rusların çizmelerinde ezilmekteydi. Allah’ım esir olmak ne büyük çile, eziyet, külfet… Anlatılmaz ancak yaşanır Allah Türk milletine yaşatmasın. Osman dedem imtihanların en büyüğünü yaşıyordu. Hayat zehir olmuştu. Rusların eziyeti her geçen gün artıyor çekilmez hal alıyordu. Osman dedem ve akrabaları gece gündüz düşünüyor, çıkış yolu arıyordu. Önlerinde iki yol vardı, ya Rusların zulmü altında çile çekmek ve ya Anadolu’ya hicret etmek. Sonunda kararını verdi, doğup büyüdüğü, yurt bildiği yıllarca edindiği bütün kazanımlarını terk ederek hicret edecekti. Kolay mıydı bu kararı uygulamak evini, ocağını, bağını, bahçesini elinin tersiyle itecekti? Lakin ya akrabalar, dostlar geride kalanlar… Hadi karar verdi hicret etmekte çok zordu. Rus askerleri Ermeni çeteleri yol kesiyor, insanları soyuyor hatta öldürüyorlardı. Osman dedem Albayrak altında yaşamak, hür olmak evlatlarını başı dik yaşatmak için her çile çekilir diye düşünüyordu. Günlerce devam eden toplantılardan biri daha bu akşam yapılacaktı. Akşam kırk aile reisi gizlice bir araya geldi. Toplandılar, bütün alternatif yolları tekrar tekrar değerlendirdiler ve sabah namazından sonra yola revan olmaya karar verdiler. Toplantı dağıldı eve geldi ailesine durumu açıkladı. Sabahı beklemeye başladılar, uyku hak getire, kafasını endişeler doldurmuş acaba başarabilecekler mi? Sağ salimen Anadolu ya ulaşabilecekler mi? Ya başaramazlarsa.. Allah’ım yardım et dudaklarından dualar eksilmiyordu. Bu telaş, endişe ve panikle sabah oldu, kümesteki horozlar ötmeye başladı. Artık zamanı gelmişti ellerinde götürebilecekleri erzak ve birkaç kıymetli maldan oluşan çuvalları hazırdı. Osman dedem yaşadığı evi ve etrafını sabaha kadar tekrar tekrar tavaf ediyor. Gözleri doluyor, ağladığını ailesinden gizliyordu. Halbuki herkes gizli gizli ağlıyordu. Artık dönmemek üzere ayrılıyorlardı. O duygusallık içinde iken komşusunun sesiyle irkildi. Evet ayrılık vakti gelmişti.

    Kendini toparladı seslenen komşusuna cevap verdi. ”Tamam Ahmet ağbi, geliyoruz. Haydi canlarım yola çıkıyoruz, güneş doğmadan Hopa’ya ulaşmamız lazım” dedi. Ancak dedem de dahil hiç kimse adım atamıyordu. Dedem son bir gayretle bir daha hamle yaptı ya Allah bismillah diyerek birbirlerine destek vererek evlerini terk edebildiler, yola çıktılar. İki adım ileri giderken bir adım geri çekiyordu bedenlerini. Kafalarını arkaya dönükken ileriye yürümeye çalıştılar. Derken tek tek komşular toplanma yerine gelmeye başladı. Geç kalanları, yurtlarını daha zor terk edebilenleri beklemeye başladılar. Herkes geldikten sonra Anadolu’ya revan oldular. Sabah ezan zamanıydı ancak Ruslar yüzünden cami, hoca, toplanmak, ibade etmek mümkün mü?

    Büyükler önde çocuklar ortada kadınlar arkada en geride de gençler konvoy olmuşlar. Evdeki hayvanları, hatta kedileri dahi bağlamışlardı. Peşlerinden gelirlerse düşmanlara yakalanma ihtimali göze alınamazdı. Osman dedeme çok bağlı karabaş, peşlerinden gitmek için zincirini koparmaya çabalıyor. Artık dönüş yok. Bir an önce 50 km yolu tamamlayıp Hopa’ya ulaşmalıydılar. Herkes birbirine destek oluyor, moral veriyor, eziyeti neşeye çevirmeye çalışıyorlar. İçlerinde eski kuş tüfeği olanlar konvoyu koruyorlardı. Sabahın serinliğinde durmadan epeyce mesafe kat edilmişti. Kuşluk vakti etrafı dağlarla çevrili sel sularının toprağı oyarak meydana getirdiği kanalda mola verdiler. Birkaç kişi gözcü oldu. Diğerleri dinlenmeye çalışıyorlar, kadınlar cadiyi bakır tencerede yoğurda doğrayıp aç olanların karınlarını doyuruyorlardı. Herkes sabah kahvaltısını kuşlukta yapıyordu. Karnı doyan nöbetçileri değiştiriyordu. Yemek faslından sonra tiryakiler tabakayı çıkarıp sarma tütünden sigaralarını da tellendirdikten sonra, uzanarak akşam olmasını beklediler. Meşekkatli yolculuk ilk günkü sabahla kuşluk zamanı hariç iki gece daha sürdükten sonra Hopa’ya ulaştılar. Allah’ım ne çileler, badireler, meşşakatler çekildi. Tarifi imkansız… ama şükür artık Hopa’ dalar ve kendilerini daha güvende hissediyorlardı. Gece yürüyüşlerini gündüzler aldı ve muhtelif zaman ve mevkilerde mola vererek şehzadeler şehri Amasya’ya vardılar. Allah’ım sana binlerce, milyonlarca şükürler olsun. Yolda üç dede, bir nine ve iki çocuk dayanamayarak vefat ettiler. Seraskerlik öncelikle gelenleri kervansaraya yerleştirdi, iaşe ve ibadesini sağladı. Bir aylık beklentiden sonra bugün Samsun- Ladik Akdağ yaylarının eteklerinde Hamam ayağı kaplıcalarının bulunduğu yeşil ormanlarla kaplı ve ortasından ırmaklarının aktığı Ayvalısokağı köyünü oluşturdular. Sıfırdan başlayarak yeniden kendilerine yurt kurdular. Ev, ocak, eş , dost akraba sahibi oldular. En önemlisi de bağımsız vatan sahibi oldular. Gece, gündüz demeden çalıştılar, çabaladılar… Başardılar… Allah’ım hür olmak vatan sahibi olmak ne kadar büyük bir nimetmiş. Hür ve bağımsız olmak her değerin üstünde…vatan bağımsız olmadan hiçbir şey olmaz. ALBAYRAK’ın gölgesinde yaşamak, burası benim vatanım, benim toprağım diyebilmek tarifi imkansız saadet, onur, gurur..

    VATANIMIZIN KIYMETİNİ BİLEMEYENLERE DUYURULUR;

    Geçmişte tüm kazanımlarını İSLAM uğruna elinin tersiyle iterek HİCRET eden mübarek ‘PEYGAMBERİMİZ’ gelecekte onun ümmeti olan, onun izinden giden, aynı sebep ve gayeler için göç eden ECDADIMIZ.

    Bizim esarette değil cennet vatanda yaşamamız için her türlü çileyi çeken OSMAN dedemizin nezdinde bütün CEDDİMİZİN, bu vatan uğrunda can veren ŞEHİTLERİMİZİN ve şanlı GAZİLERİMİZİN ruhları ŞAD, mekanları CENNET olsun.

    OSMAN dedem iyi ki de HİCRET etmişsin…
    MİNNETTARIZ.

    TORUNUN…

    M. Burak ALBAYRAK

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (6) Beğenme


Adınız:

Code Image - Please contact webmaster if you have problems seeing this image code Yandaki kodu yazınız

Resimi Yenile

Ayvalısokağı Köyü Mesaj Panosu
Köyümüzün panosuna henüz bir mesaj eklenmemiştir.
Aşağıdaki forma yazarak sohbeti siz başlatabilirsiniz.

Adınız:

Code Image - Please contact webmaster if you have problems seeing this image code Yandaki kodu yazınız

Resimi Yenile

Tüm Mesajlar

Samsun Ladik Ayvalısokağı Köyü web sayfalarımızda mesajlarınızın yanı sıra resim ve videolar da paylaşabilirsiniz. Sitemize içeriklerinizle katkıda bulunarak Ayvalısokağı köyümüzün yıllarca takip edebileceğimiz bir web arşivini oluşturabiliriz. Biz siteyi kurduk gerisi Ayvalısokağı Köyü sevdalılarına düşüyor. Unutmayın sitemizin her bir köşesi ziyaretçilerimiz tarafından değiştirilebilmektedir. Not: Sitemiz Ladik Ayvalısokağı Köyü Muhtarı veya Muhtarlığı sitesi değildir.

Ladik Ayvalısokağı Köyü Kimlik Kartı

düzenle
İl : Samsun
İlçe : Ladik
Posta Kodumuz :55760
Eski İsmi : Ayvalısokağı  
Nüfusumuz : 99 (2012 yılı)
Ayvalısokağı Köyümüzün Sayfalarını Birlikte Zenginleştirelim
    resim yükle mesaj paylaş editöre yaz