Yazıtepe Köyüne Hoşgeldiniz

Turhal Yazıtepe Köyümüzü Tanıyalım

Yazıtepe Köyü Tokat ilimizin Turhal ilçesine bağlıdır. 2012 yılı istatistiklerine göre toplam 2117 kişi yaşamaktadır. Tokat il merkezine 61 km. uzaklıkta yer alan Yazıtepe Köyü Turhal ilçe merkezine ise yaklaşık 16 km. mesafededir. Köyümüzün ortalama rakımı 770 metredir. Eski ismi Gülüt Köyüdür. 2014 yılına kadar belediyesi olan Yazıtepe köyünün temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Başlıca yetiştirilen ürünler şunlardır: Biber (dolmalık), Buğday (Ekmeklik), Domates (Sofralık), Mercimek yeşil, Mısır (Silaj), Nohut, Fasulye (taze), Fidanlık (meyve, kavaklık), Fiğ, Karışık Sebzelik, Patates, Soğan (kuru), Şekerpancarı, Üzüm Sofralık (Çekirdekli), Yonca

Köyde 1946 yılından beri ilkokul bulunmaktadır. Bunun yanısıra 1978 yılında hizmete açılan bir ortaokul, sağlık ocağı ve Kur'an Kursu da hizmet vermektedir. Köyün yolu asfalttır. [değiştir]

  • celal günaydın yazdı / 17-02-2017 : Yıl 1978 kasım ayı.. Ortaokul açıldı.. Atanan ve başlayan ilk öğretmen ve kısa sürede 5 öğretmen olduk.. Tüm branşlar tamamlandı.. Müdürlük yaptım 1.5 yıl.. Evlendim ve Erzurum'a atandım.. O süre zarfında muhtar Mehmet Kalov'du.. Herkes yardımcı oldu.. Bir başlangıcın temeliydi bu.. Ben, ilhami ercihan, latif demirci ilk gelenlerdik. Herkesten Allah razı olsun.. Dayanışma ve dostluğunuza teşekkür ederim.. Kalanlara sağlıklı ömürler diliyorum.. Saygılarımla.

    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (1) Beğenme

  • Yakup İrgin yazdı / 09-03-2016 :

    YAZITEPE KÖYÜ HAKKINDA
    Eski İsmi: Gülüt
    Yeri: Turhal'ın doğusunda yer alır. Turhal'a 16 km. Tokat'a 60 km uzaklıktadır. Doğusunda Yenisu köyü, batısında Çamlıca köyü, kuzeyinde Üçyol köyü, güneyinde Koruluk köyü bulunmaktadır.
    Nüfusu: 1995 sayımında 300 hane ve 2217 kişi iken , 2000 nüfus sayımında 2563 kişiye yükselmiştir, 2007 nüfus sayımında ise 1571'e düşmüştür. 2010 yılı verilerine göre 660 kadın ve 623 erkek olmak üzere toplam 1.283 kişi,son olarak 2015 yılında nüfusu 1180'e kadar gerilemiştir. Son dönemlerde başta İstanbul olmak üzere ülkemizin bir çok yerine göç vermektedir. Bu sebeple köyün nüfusunda düşme görülmektedir. Sadece İstanbul'da ikamet eden yaklaşık 1500 kişi Yazıtepe'li bulunmaktadır.
    Geçim Kaynakları: Tarım ve hayvancılıktır. Köyümüzde sebze hali binası bulunur. Tarım Kredi Kooperatifi ve Tarımsal Kalkınma Kooperatifi mevcuttur. Köyümüzün tarihi 460 yıl öncesine dayanır. Köyün ilk ismi "Gulüp"tür. Daha sonraları "Gülüt" olarak değiştirilmiştir. 1964 yılında ismi tekrar değiştirilerek Yazıtepe olarak kayıtlara geçmiştir.
    İlkokul 1949 da açılmıştır. Bugün ilköğretim olarak faaliyetine devam etmektedir.
    Köyde Kuran Kursu binası ve Sağlık ocağı da mevcuttur.
    Köyümüz 1994 yılında Belediye olmuştur. 2014 yılına kadar belediyelik yerleşim yeri iken 6360 Sayılı Kanunla köy statüsüne geçmiştir.
    COĞRAFYASI
    Köyümüz coğrafyası bakımından zengin özelliklere sahiptir. Bitki örtüsünün orman olmasından dolayı köyün etrafı yeşillik alanlarla,dağlarla ve yüksek tepelerle çevrilidir.
    Yerleşim yeri, çok hafif yamaç yer üzerinde kurulu olmakla beraber,bir bölümüde düz arazide kuruludur. Yerleşim yeri uzunluğu yaklaşık 2 km bir alandadır. Köyümüzün rakımı 772'dir. En yüksek tepe olan Oğürcek tepesi rakımı 1519, ikinci yüksek tepe olan Sivri tepesi rakımı 1440'dır. Matematik konumu 40 derece kuzey enlemi ile 36 derece doğu boylamında yer alır. İklim bakımından karasal iklim hakimdir. Orta Karadeniz iklimi ile iç Anadolu bölgesi iklimi arasında bir geçiş iklimi görülür. Bu nedenle genelde ılıman bir iklime sahiptir. Genel olarak yaz mevsimi alçak alanlarda sıcak ve kurak yüksek yerlerde ise serin geçer. Kış mevsimi soğuk ve kar yağışlıdır. Köyümüz sınırları içinden Yeşilırmak'a dökülmek üzere ırmak geçmektedir. Türkiye haritalarında ırmak ismi Gülüt Deresi yada Gülüt Çayı olarak yazmaktadır. Bu ırmak üzerine Baraj inşaatı başlamıştır. Köylü arazisinin büyük bir bölümünü de ırmak sayesinde sulamaktadır. Arazinin büyük bir bölümü ormanlık ve dağlık alanlarla kaplıdır. Köylü bu arazinin sadece 4/2'lik bir bölümünü işleyebilmektedir. Dört mevsim iklimini de yaşayan bir yerleşim yeridir. Bu sayede çoğu yerleşim yerinde yetişmeyen sebze çeşitleri köyümüzün iklim şartları yaş sebze üretimine elverişli olduğu için burada yetiştirilir. Köyümüzün dağında yetişen bazı ağaç çeşitleri şöyledir; gürgen, meşe, çam, ardıç, pelit, yabani kavak türleri başlıcalarıdır. Diğer bitki çeşitleri ise; fındık, ıhlamur, kızılağaç, kızılcık, kuşburnu, ahlat, aluç, mahlep vb. türleridir.
    GEÇİM KAYNAKLARIMIZ
    Eskiden köy halkının geçimini bağcılık, tütüncülük, şeker pancarı üretimi, kuru tahıl ürünleri ve hayvancılık sağlamaktaydı.
    Son yıllarda bağcılık bağ bahçelerinin kurumasından dolayı tamamen bitmiştir. Dolayısıyla köylüde geçimini tütün ve şeker pancarı üretimine çevirmiştir. Bu ürünlerde kısmen de olsa devam etmektedir. Köy halkı şu an geçimini yaş sebze ürünleri, kuru tahıl ürünleri ve hayvancılıkla sağlamaktadır. Yaş sebze ürünlerinden en çok sırık domates üretilmekte ve köylünün büyük bir bölümünün geçimini sağlamaktadır.
    Köy halkı meyve üretimini fazla yapmamaktadır. Sadece ihtiyacı kadar olan meyveyi bahçesinde yetiştirmektedir. Diğer taraftan kuru tahıl ürünleri olan buğday, nohut, arpa, mercimek, fiğ de köy halkının geçimine katkı sağlamaktadır. Köy halkı hayvancılıklada uğraşmakta, özellikle kurbanlık besi hayvanları yetiştirilerek köy halkının geçimine yardımcı olmaktadır. Yine son dönemlerde Köy halkının bir bölümü hayvancılıkla ilgili kooperatif kurarak hayvancılığı daha da ileri götürmek için çaba sarfetmektedirler.
    TARLALARIMIZ
    Köyümüzde bulunan tarlalarımızın isimleri aşağıdaki gibi yer almaktadır.
    Vaydan, Subasar, Köyüstü, Çorak, Ortaçayır, Acıalma, Örendip, Gölyeri, Didalan,Taşlıtepe, Ada, Kızılyar, Çay, Tepeüstü, Ulutepe, İllemyeri, Kurtini, Avyeri, Cev,Çatak, Kabalak, Hocalı, Güney, Terelik, Sazak, Gölcük, Haramu , Gondalyeri, Beyazdağ,Çütlüce, Çevlik, Bademli, İğdelice, Çillok, Saylih, Çatıkkaya, Halederesi, Dağmenönü, İnderesi, Kanlıçay, Kumbağardı, Eskiovacıkyeri, Türkmenyatağı, Hümmüzyeri, Olukardı,Galfa, Suçalı, Arküstü, Kumluk, Kavaklıdere, Taşmankovan, Hapangediği, Bent, Mecidin avyer, Bavyeri ,
    SU KAYNAKLARIMIZ
    Köyümüzün içme suyu tam manasıyla halkın ihtiyacını karşılayamadığından sondaj vurularak su deposuna katkı yapılmıştır. Köyümüzün her bir köşesinde dağlarında, yaylalarında ve meralarında soğuk su kaynaklarımız ve derelerimiz bulunmaktadır. Bazı su kaynaklarımız da vardır ki bunlar görülmeye değer niteliktedir. Gerek çok akan sularıyla,gerekse de buz gibi sularıyla çatak çeşmesi, devecannı çeşmesi ve köyün içinde bulunan çoğcuğlün çeşme başlıcalarıdır. Ayrıca köyümüzde birde şifalı su olarak kabul edilen yer vardır ki burası "Su Çalı"diye adlandırılır. Su Çalı köyümüz arazisinde mevkiye verilen bir isimdir. Fakat bu mevkiye önem kazandıran köy halkı tarafından da şifalı su olarak bilinen burada çıkan bir kaynak suyudur.
    SU ÇALI HİKAYESİ
    Rivayete göre zamanın birinde köyümüz halkı dışından birisi,bir gece rüyasında köyümüzde bulunan su çalı denilen yerdeki çeşmeyi görür. Rüyayı gören kişininde bazı hastalıkları vardır. Rüyasında bu sudan içtiğini hastalığı bulunan yerlerine sürdüğünü ve şifa bulduğunu görür. Rüyada gördüklerinden yola çıkarak köyümüze gelir. Köy halkına rüyasında gördüğü yeri anlatır ve Su Çalı denilen yerdeki çeşmeyi bulur. Sonra bu çeşmenin suyundan içer,hastalığı bulunan yerlerine sürer şifasını bulur. Bir rivayete görede bu kişinin "yetişmiş değerli bir zat" olduğu söylenmektedir. Daha sonraları köy halkı o günden sonra burayı şifalı su olarak kabul eder. Burası devamlı ziyaret edilir,adaklar adanır, dileklerde bulunulur, hastalığı olanlar şifa bulmak için Su Çalı'na giderler.
    YAYLALARIMIZ
    Köyümüzde bulunan yaylalarımızın İsimleri aşağıdaki gibidir.
    eski ovacıkyeri yaylası, gocen yaylası, govuluk yaylası, tomsu yaylası, keltepe yaylası, çördükdalan yaylası, bahçacuk yaylası, ortaalan yaylası, çatıkkaya yaylası, ucalan yaylası, gambalık yaylası, akkaya yaylası, belalan yaylası, armutdalan yaylası, kirazlıalan yaylası, galfa yaylası, golyeri yaylası, golcük yaylası, sazak yaylası, güney yaylası, gürconboğaz yaylası, Civcinin ada yaylas, haramu yaylası.
    YER İSİMLERİMİZ
    Köyümüz arazisinin çok geniş olması sebebi ile toprağımızın her karışına ayrı ayrı isimler konulmuştur. Bu isimlerin kimisi bölgenin kıraçlığı ile,kimisi çok sulak olması, kimiside toprak sahibinin adı ile anılmaktadır.
    Bu sebeple güzel Yazıtepe'min dağına, taşına, toprağına, suyuna,merasına verilen isimler aşağıdaki gibidir.
    karaburun, oğürcek, selaat tepesi, misdon çayırlık, soğulcak pınar, arabonçukur, çal, sahpınarınkuz, kireçocağı, misürdünün tuzlak, taşlı alaca, kel, sivri, kıran, elmaağacı, gevenli, tombulalaca, kumaşalan, koru, sepetyatağı, bent, yarıkkaya, selemon tütün diktiği, çukur bahçe, imbağın ağıl, hocanıneşme, ambarkaya, yalçınlıdere, yayhalönü, ütük, çoraklık, kargatepe, karaçam, şefdelieşme, kesmederesi, sekuyatağı, taşlıburun, çökeklik, eşeksırtı, sivrideresi, yağbasan, kaledibi, olukardı, meşelindüz, belalan, evkaya, mısdanınboz, suludere, dişinarası, cızıncakkaya, höllüklük, kızakyolu, gamışlıdere, sırçanlıyurt, taşmankovan, ardıçlıbayır, fındıklıdere, kuşkayası, ibişinkırdığı, kayanın ardı, asimindaş, arpalığın güney, şeremen tepesi, çatmanın alaca, kel tuzlak, hacıvazındere, betkuzu, sahçalı, comcomkaya, civcininada, bülbül yuvası, neşetin kuz
    ÖRF VE ADETLERİMİZ
    Örf ve adetlerimiz denildiğinde akla gelen ilk şey düğünlerimizdir. Köyümüzde düğün öncesi ve düğün içinde yapılan adetlerimiz aşağıda belirtilmiştir.
    1- KIZ İSTEME: Köyümüzde evlilikler genelde köy halkının birbiri ile akraba olması vede birbirini yakınen tanıması sebebiyle görücü usülü ile yapılır. Kız isteme oğlan tarafından bir görücü kız evine gönderilir. Eğer kız evi müsait görürse birbaşka güne gün alınır ve o akşam oğlan tarafı akrabalarından birkaç kişi giderek kız isteme hadisesini gerçekleştirirler.
    2-SÖZ KESME: Bu durum kız tarafının ve oğlan tarafının yakın akrabalarının biryere gelerek sözün kesildiğine dair helva yemesi ile gerçekleşir. Söz kesmede kız tarafının oğlan tarafından düğünde yapılacak istekleri de vardır. Bunları bir kağıda yazıp oğlan evine verirler mesela; altın, mobilya,beyaz eşya, yün yorgan vb. tüm bu masraflar oğlan evine aittir. Kız tarafı sadece kızın ufak tefek çeyizini hazırlar.
    3- ŞERBET İÇME: Kız isteme ve söz kesme olayı sadece kız tarafı ile oğlan tarafı arasında geçer. Şimdi sıra şerbet içmede, bu durum kısaca köy halkını haberdar etmek için yapılır. Kızın arkadaşları kız evinde toplanır,oğlanın arkadaşları bir evde toplanır yemekler yenir tatlılar yenir oyunlar oynanır özelliklede bu güne has şerbet içilerek bu iş gerçekleşir. Köy halkıda her iki tarafada hayırlı olsun dileklerinde bulunurlar.
    4-YÜZÜK TAKMA: Söz kesildikten bir hafta sonra yapılır. Bu durum kadınlar arasında yapılır. Kız tarafı oğlan evine gelerek gelin adayının ve damat adayının yüzüğünü takarlar. Yüzüğü genelde gelin adayının yakını takar ve damat adayıda yüzüğü takana para verir.
    5- ÇİT BÜRÜKLEME: Çit bürükleme dediğimiz hadise gelin adayının başına bağlanan oyalı yazmadır. Kız tarafından ve oğlan tarafından bayanlar gelin adayının başına yöremize özgü kendi el emekleri ile süsledikleri birbirinden güzel oyalı yazmaları takarlar. Gelin adayı nişanlanmadan önce başı açık, yada başörtüsü ile başını bağlamış olabilir. Fakat bu günden sonra yöremize ait bu oyalı yazma ile başını bağlamak zorundadır. Buna (yaşmak) çekmekte denir. Çünkü bu durum onun nişanlı olduğunun bir simgesidir.
    6-NİŞANLILIK DÖNEMİ: Köyümüzde nişanlılık dönemi ortalama bir yıldır. Bu dönem içinde nişanlı iki genç birbirini daha yakından tanıma fırsatı bulurlar.
    7- NİŞAN: Kadınlar arasında olan nişan düğüne bir hafta kalası yapılır. Nişanda genelde altın takılar, oyalı yazma, para bırakılır. Burda köy kadınları arasında düğün sahibine yardımlaşmanın bir örneği gerçekleşir. Ayrıca nişanda bol bol oynanır.
    8-KÖYÜMÜZDE DÜĞÜN: Düğünler genelde cuma günü öğleden sonra başlar ve pazar günü gelin gelmesi ile son bulur. Düğünlerimizde oğlan evinden damadın arkadaşları ve yakınları yardım edecek kişilere Yiğitbaşı denir. Kız evinden gelin adayının arkadaşı ve yanında yardım edenlerede Kızbahçesi denir. Düğünlerde yemek çeşitleri genelde; soğuk yada sıcak çorba, et yemeği, pilav, yahni, helva şeklindedir. Düğüne gelenlerede bu yemekler ikram edilir.
    9-SANDIK VERME: Sandık verme hadisesi Perşembe günü ikindi namazından sonra gerçekleştirilir. Oğlan evinden mobilya türü eşyaların kız evine taşınması olayına sandık verme denir. Bu olay kız evinden ve oğlan evinden yakınların (erkeklerin) bir araya gelip oğlan evinden mobilya türü malzemeleri kız evine taşınmasıyla olur. Taşınan eşyalar pazar günü gelin alırken geri oğlan evine getirilir. Bundan maksat gelin adayının sandığın içine çeyizlerini koymasıdır.
    10-ÇEYİZ ASMA: Düğün başlamadan gelin adayı Perşembe gününden çeyizlerini bir yerde sergiler, bu duruma çeyiz asma denir. Kendisinin yapmış olduğu el emeği göz nuru oyalı yazmalarını,işlemelerini ve değişik dantel örgülerini iki gün boyunca kadınların bakması için sergiler. Gelin adayına bu işlerde kızbahçeleri yardımcı olur.
    Cuma günü öğleden sonra oğlan evine davul-zurna gelmesiyle düğün başlar. Köyün gençleri halaylar çeker çeşitli oyunlar düzenlerler. Köy halkı düğün evine akın eder. Göz aydın dileklerinde bulunurlar. Damat yanında sağdıç ile birlikte gelen misafirleri karşılar, misafirler ile yiğitbaşları ilgilenir yemekler ikram edilir,en iyi şekilde ağırlanırlar.
    11- ÇEYİZ TÖRELEME: Cuma günü akşam geç saatlerde damat ile sağdıcı birlikte kız evine giderek gelin adayının çeyizine bakmasına çeyiz töreleme denir. Damadın sağdıcı çeyizden en beğendiği çiti (yazmayı) alır ve yerine para takar. Çeyiz evinde birlikte oyunlar oynanır.
    Cumartesi günü düğüne davet edilen misafirler gelir. Akşam kına gecesidir.
    12-KINA GECESİ: Oğlan evinde kına gecesi zevkli geçer. Geç satlerde davul-zurna eşliğinde hep birlikte kına almak için kız evine gidilir. Tabi kız evi kınayı kolay vermez, önce damadın yakınlarının oynaması için davet ederler. Damat yakınlarını oynatmadan kına vermezler. Kınayı kız evinden birisinin yakını getirir ve bunun karşılığında oğlan evinden para alır, eğlenceler eşliğinde damadın kınası yakılır. Kız evinde ise gelinin kınası hüznün ve sevincin yaşandığı bir ortamda yakılır. Maniler söylenir,ağıtlar yakılır, çeşitli oyunlar eşliğinde gelinin kınası yakılır.
    Düğünün son günü olan pazar günü ise şöyledir..
    13-GÜVEY ESBABI (DAMAT ELBİSESİ) ALIMI: Sabah davul-zurna eşliğinde kız evine gidilerek damadın giyeceği elbiseler alınmaya gidilir. Kız evinde oyunlar oynanmadan damat elbiseleri verilmez. Güvey esbabını kız tarafından birisi getirir ve oğlan evinde bu kişiye para verilir. Damat elbiseleri damadın tıraşından sonra giydirilir.
    14- DAMAT GEZDİRME: Damat gezdirme damadın bir kolunda sağdıcı diğer kolunda da bir arkadaşı ile köyün içini davul-zurna eşliğinde gezdirmeye denir. Bu bir manada da köy halkını oğlan evine takı takmaya çağırmaktır
    15- SAÇI (PARA BIRAKMA): Saçı köy halkının düğün sahibine para bırakma (takı) işine denir. Genelde bu durum köy halkı arasında yaygın olmakla beraber yardımlaşmanın ve dayanışmanın bir örneğidir.
    16- GELİN ALMA: Son olarak gelin almaya davul-zurna eşliğinde kalabalık grup halinde ve arabalarla gidilir. Kız evinde büyük bir üzüntü hakimdir. İlk önce perşembe gününden getirilen sandık verme işlemi ve gelin malzemeleri araca yerleştirilir. Bu arada yastık taşıma işi vardır. Buda gelinin yastığı yine kız evinden birisine verilerek oğlan evine getirilir bunun karşılığında para alınır. Gelin baba evinden her yörede olduğu gibi büyük hüzün içinde ayrılır, oğlan evinde gelinin gelmesi ile dualar yapılarak düğün son bulur.
    SÜLALELER
    Köyümüzde önceden yedi tane ayrı soy isimli aileler bulunmaktaydı. Bu ailelerinde kendi aralarında lakapları vardı. Daha sonraları bu ailerler çoğaldıkça ve soyadı kanunu ile beraber hanelerde kalabalıklaşmaya başladı. Bu sebeple aşağıda isimleri yazan sülaleler oluştu.
    Aliağaller, Gülmedengiller, Hüseyinhocaller, Öksoğller, Karadayıller, İbişgiller, Hatipgiller, Alihocaller, Körcoğoller, Hacöller, Türkoller, Kınaller, Babişgiller, Balakgiller, Selemoğuller, Savırgiller, Kamilgiller, Çolakgiller, Dilkiğiller, Bilalgiller, Govgadıgiller, Zivlangiller, Kamergiller, Araboller, Saliefendiğiller, Demirciğiller, Köraliğiller, Çoğcuğuller, Garaşgiller, Hassoller, Misoller, Esmaller, Koşgergiller
    Daha sonraları insanlar kendi aralarında kolay iletişim kurmak ve işin içerisine birazda espiri katmak adı altında aşağıda yazılan lakapları kullanır hale geldiler. Köyümüzde herkes isminden çok lakabıyla tanınır. Köyümüzde bulunan lakaplar şöyledir. Yazıtepe şivesi kullanılmıştır,yazıldığı gibi okunur
    alibişgil, alafaller, alembaşıgil, ahmetçobangil, abidüngil, asimgil, böllükgil, bilalgil, babayusufgil, berberoller, contirgil, çiroller, cinaligil, dedeahmetgil, delümısdaller, efendigiller, güccükmısdaller, gocamahmutgil, gocamısdal, gocairbamgil,gocuhgil, gıdıkgil, gıtmırgil, güdekgil, gosgosgil, gımballer , gaveciğil, guruller, halimgil, hözüller, hacınuriğil, hacıahmetgil, hacıüsüyüngil, hacıirbamgil, hayırlahgil, inceömergil, ivezgil, kelahmetgil, kelaligil, kopturgil, lütfiğil, nannımgil, saruzgil, sefergil, sarbiller, şekergil, taymazlar, tevoller, tanıbalüğül, tostukgil, pangacığil, veliğil, yaşargil, yarmağaller, Mehmetustağal, Mehmetaliğiller, Dobakgil, gabakgil, Arifgil, Taslakgil, Kelahmetgil , Hacırahmigil, Keçeliğil, Hüsnüğüller, Yanahmetgil, İvdüllügil,
    GELENEKLERİMİZ
    Gelenek ve göreneklerimize fazla sahip çıkılmasada bazı geleneklerimiz devam etmektedir. Bunlar;
    ASKER UĞURLAMA
    Köyümüzde asker uğurlama,askere gidecek olan gençler gitmelerine bir ay kalası kendi aralarında gezilere giderler,eğlenirler birbirlerine yemek daveti verirler. Gitmelerine yakın son cuma günü cuma namazından sonra köy meydanında toplanırlar. Köy halkıda toplanır. Hoca dualarını yapar,tüm köy halkı meydanda askere gidecek gençlerle vedalaşır. Gideceği son gün yakınları ile vedalaştıktan sonra evden çıkarken bir dilim ekmek ısırtırlar ve ısırtılan o dilim askerden dönünceye kadar bekletilir. Her yörede olduğu gibi davul-zurna eşliğinde uğurlanır.
    ÇUL DOKUMACILIĞI
    Köyümüzde çul (kilim) dokumacılığı eskiye oranla fazla yapılmasada halen mevcuttur. Eskiden keçi kılından yapılan kıl çullar ve çuvallar vardı. Ayrıca koyun yününden yapılan ipliklerle oturmak için çul,çorap ve eldiven yapılırdı, fakat şimdilerde çok nadir raslanmaktadır. Oysa şimdi hazır elde edilen ipliklerle dokumacılık azda olsa,köyümüz kadınları tarafından yaz mevsiminde mahalle aralarında devam etmektedir.
    SOHU DÖVMEK
    Sohu, buğday dövmek için kullanılan içi oyulmuş şekilde olan bir taşa verilen isimdir. Teknolojinin artmasıyla birlikte bu tür adetlerimiz yok olmuştur. Sohu genellikle mahalle aralarında bulunur. Sohu dövmek demek,sohu dediğimiz taşın içine 2-3 teneke buğday sohudan taşmayacak şekilde boşaltılır, buğday hafiften ıslatılır.4-5 kişide sohu dövme aleti olan ucu ve sapı ağaçtan yapılmış tokmaklarla sırasıyla sohuyu dövmeye başlarlar,tabiki bu işlerde genç erkekler tercih edilir. Sohunun içindeki buğdayın kabuğu yani kepeği çıkıncaya kadar dövülür. Bu durum yarım saat sürer. Eskiden köyün gençleri sohu dövmek için sıraya girerlermiş, bundan maksat köyün genç kızlarına kendini beğendirmekmiş.
    KIZAKLA ODUN TAŞIMACILIĞI
    Kızak ile odun taşıma işi kışın olduğu için kar yağışının bol olduğu zamanlarda kızağa gidilirdi. Yani kar kalınlığı dağda en az yarım metreye yakın olduğu zamanlar yapılırdı. Kızak tamamıyla ilkel bir alet olup ağaçtan yapılır ve çok hafif olur. Oduna gidecek kişi sabah erkenden kızağını ipini baltasını ve azığını alıp yola çıkar. Akşama kadar topladığı çalı-çırpıyı kızağına yükler, karın üstünde kendi açtıkları yoldan kayarak kızaklarını getirirler. Köyün yakınına geldiklerinde kızak getirenleri izlemek için köy halkı önlerine gider. Kızak getirirken yardım eder, hele onları izlemek bile insana ayrı bir keyif katar.
    YAĞMUR DUASI
    Her yörede olduğu gibi köyümüzde de havaların çok kurak gitmesiyle birlikte yağmur duasına çıkılır. Yağmur duasına Cuma günü çıkılır. Yağmur duasına çıkmadan birkaç gün önceden okunması için fındık büyüklüğünde 72 bin adet taş toplanır. Bu taşların her biri okunarak çuvallara doldurulur. Yağmur duasına çıkılacak güne hazır edilir. Kadınlı erkekli tüm köy halkı o gün yağmur duasına çıkar. Yetişmiş değerli zatların mezarları başında dualar edilir. Cuma namazından sonra köyün erkekleri hep birlikte dualar eşliğinde ırmak kenarına giderler. Burada yine dualar eşliğinde önceden toplanıp okunan 72 bin adet taş çuvalların içinde suyun en derin yerine bırakılır. Yine yağmur duası yapılarak merasim son bulur. Bu güne has büyük kazanlar içinde etli pilavlar pişirilerek tüm köy halkına dağıtılır.
    EMEĞİ GEÇENLER
    MUHTARLARIMIZ

    Köyümüzde emeği geçen muhtarlarımızın isimleri aşağıdaki gibidir. Kendilerine köyümüze yapmış oldukları hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyor, aramızdan ayrılanlarada Cenab-ı ALLAH ' tan rahmet diliyoruz.
    1935...1939 (gulmedenin) Yusuf GÜL
    1939...1943 (tüccar) Hüseyin KOÇ
    1943...1947 (mehmetefendi) Mehmet KOÇ
    1947...1952 (hatipgilin) Mustafa GÜVELİ
    1952...1956 (arabolün) Mustafa KÜRK
    1956...1960 Hacı Rahmi KONUK
    1960...1964 (öksoğlün) Osman KAROĞLU
    1964...1968 (çoğcuğlün) Hasan KAVLA
    1968...1972 (çolakgilin) Dursun DEMİRPOLAT
    1972...1976 (hüseyinhocalin) Emin ZEYLEK
    1976...1980 (hüseyinhocalin) Ahmet ZEYLEK
    1980...1984 (alibişgilin) Mustafa KALAV
    1984...1994 (garaşgilin) Alişan ATILGAN
    BELEDİYEMİZ
    1994 Yılından itibaren köyümüz Belediye sistemine geçmiştir.
    1994 - 1999 yılları arasında İbrahim Kılıç belediye başkanlığı yapmıştır.
    1999 - 2004 yılları arasında Davut Konuk belediye başkanlığı yapmıştır.
    2004 - 2009 yılları arasında İbrahim Konuk belediye başkanlığı yapmıştır.
    2009 - 2014 Yılları arasında İbrahim İşeri belediye başkanlığı yapmıştır.
    2014 yılında kasabamızın nüfusu 2000'in altında olmasından dolayı 6360 Sayılı Kanunla Köy statüsüne geçmiştir.
    Belediye başkanlarımıza köyümüze yaptıkları hizmetlerden dolayı teşekkür ederiz.
    Belediye olduktan sonra muhtarlık yapanlar;
    1994...1999 Ömer GENÇOĞLU
    1999...2004 Orhan MUTLU
    2004 Yılından itibaren Kasabamız dört mahalleye ayrılmıştır.
    1- Güzelyurt Mahallesi....Şuayip YATKIN - Hilmi MUTLU
    2- Meydan Mahallesi.....Alişan ATILGAN
    3- Cumhuriyet Mahallesi....Hasan KABAN
    4- Çay Mahallesi.....Osman GENÇOĞLU
    2009 yerel seçimlerinden sonra göreve gelen muhtarlarımız;
    1 - Güzelyurt Mahallesi......Erol Kürk
    2 - Meydan Mahallesi.......Nuh Özen
    3 - Cumhuriyet Mahallesi....Fikri Karaoğlu
    4 - Çay Mahallesi..... Kadir Karoğlu
    2014 yerel seçimlerinde Belediye düştükten sonra göreve gelen muhtarımız;
    - Mustafa Demirpolat
    YAZITEPE'DE KELİMELER
    -A-
    ağartu: yoğurt, süt
    alaçuh: çoban evi
    aşurma: kulplu kazan
    abu: abla
    ahbun: hayvan gübresi
    ava: ağabey
    acuh: acı elma
    andal: tarlanın bir bölümü
    apalye: hoparlör
    annoğurt: inat
    acuza: yaramaz
    arsuz: utanmaz
    ağleş: bekle
    avu: zehir
    -B-
    badal: merdiven basamağı
    bıldır: geçen sene
    bıcahlık: mutfak
    balak: manda yavrusu
    bürük: büyük başörtüsü
    bük: süpürge ağacı
    boğürce: fasulye
    boz: sürülmemiş tarla
    berinlemek: irkilmek, ürkmek,
    bıdıhım: az birşey
    -C-Ç-
    cerek: uzun sırık
    cılga: patika yol
    comba: mandanın erkek yavrusu
    çebiş: keçinin yetişkin yavrusu
    çelpeşük: karışık
    coves: keçi sürme sözcüğü
    cücük: civciv
    çaput: bez
    çeşitsüz: çirkin
    cerhesüz: kötü, çirkin
    cızlıvat: lastik ayakkabı
    çıkı: küçük bohça
    çit: yazma
    citme: tekme
    çuvalduz: büyük iğne
    çemüç: kuru üzüm
    coğüz: ceviz
    çördük: küçük armut türü
    çimmek: yıkanmak
    çale: badem
    cavyeri: banyo
    culuh: hindi
    cıngı: kıvılcım
    cirbit: gözdeki çapak
    cınnazlık: anlaşmazlık
    cini: örgü aleti
    cicik: meme, emzik
    çöğmek: aşağı eğilmek
    çoşdar: laf getiren götüren
    çöçülenmek: oyalanmak
    cıbır: fakir
    çedik: çocuk terliği
    -D-
    dingil: üçgen biçiminde kap
    deynek: çoban sopası
    döngel: muşmula
    davun: küçük meyve türü
    dastar: büyük örtü
    diken üzümü: böğürtlen
    doruotu: dereotu
    düve: ineğin genç dişi yavrusu
    doğmu: değilmi
    dohurda: orada
    dıvrak: yakışıklı
    dene: buğday
    döşürüksüz: beceriksiz
    dulda: saklanacak yer
    düğü: ince bulgur
    -E-
    entere: entari, etek
    eviş: faraş
    eşme: çeşme, pınar
    efiyon: haşhaş
    emmi: amca
    eme: amcanın hanımı
    ellam: heralde, galiba
    eccük: azıcık
    ebe kulağı: salyangoz
    evmek: acele etmek
    enük: kedi köpek yavrusu
    eksuğetek: kadın
    esbap: çamaşır
    essah: sahi, gerçek
    fırtmak: küsmek
    fenikmek: başı dönmek
    -G-
    guşgene: bakır kap
    gısgaç: mandal
    gınnap: ip, sicim
    gezenek: balkon
    gilik: küçük ekmek
    gödek: ölçek
    göresimek: özlemek
    gubür: toprak
    gözer: halburun iri gözlüsü
    günülemek: kıskanmak
    gelonu: büyük fare
    gadder: kadar
    gatıh: ayran
    getü: getir
    gırbıcah: kap, kaşık
    gıymıh: küçük ağaç parçası
    ganuruh: çok inat
    gobul: içi boş olan
    -H-
    hev: büyük sele
    hedik: haşlanmış buğday
    hezen: ağacın gövdesi
    habe: heybe
    herk: sürülmüş tarla
    hazitmemek: sevmemek
    hızan: görmemiş
    heslenmek: kızmak, sinirlenmek
    -I-İ-
    işlik: gömlek
    ırbıh: ibrik
    ışkın: filiz
    ilistir: süzgeçli kap
    ilağan: leğen
    ilif: lif
    imicik: kura çekme
    işmar: işaret etmek
    ırah: uzak
    irahan: reyhan
    ılıncah: salıncak
    ırgalamak: sallamak
    -K-
    kayış: kemer
    kelem: lahana
    kemre: hayvan gübresi
    keşik: sıra
    kip: sağlam
    koğucu: dedikoducu
    kocabaş: şeker pancarı
    kömüş :manda
    korük: genç dişi keçi
    -M-.
    mayıs: sığır pisliği
    mıh: çivi
    mahat: sedir
    mertek: kereste
    mağel: çapa aleti
    mudul: ucu çivili sopa
    mungariz: perişan
    -N-
    naşafa: maşrafa
    nahıs: aksi
    nacak: küçük balta
    -O-Ö-
    ohlov: oklava
    ören: boş alan
    örken: uzun ip
    öncek: tek gözlü heybe
    öksoğ: ucu yanmış odun
    ohcur: bel lastiği
    ohlambur: ıhlamur
    -P-
    palaz: genç dişi manda
    pulba: yastık
    papah: fes, şapka
    pinnik: tavuk kümesi
    pehlüke: fabrika
    peşgir: havlu
    pevler: salça
    pürpürüm: semizotu
    partal: yalan
    pıllamak: koşmak
    -S-Ş-
    sini: tepsi
    sitil : kova
    sicim: sert ip
    sede: sadece
    sehim: hisse, pay
    sınar: sınır
    saya: koyun barınağı
    semer: at ve eşek üstlüğü
    sevitmek: koşmak
    sorhanmak: söylenmek
    sorutmak: ayakta durmak
    söngü: fırın paspası
    şip: hızlı
    şiberme: şımarmak
    şikürsüz: yakışıksız
    secerelü: belalı
    -T-
    tirki: yağ kabı
    tumman: şalvar
    tille: baston
    tohaç: çamaşır dövme aleti
    teke: büyük erkek keçi
    tohlu: genç erkek koyun
    tikan: dükkan
    tola: büyük bakraç
    teyin: sincap
    -U-Ü-
    urgan: kalın ip
    -V-
    vesait: araba
    vez: küçük meyve türü
    -Y-
    yayuh: yayık
    yazu : arazi
    yemişen: dikenli küçük meyve
    yunnuh: çamaşır yıkanan yer
    yevincek: hafif olan
    yıllancı: kısır
    yenice: yetişkin erkek keçi
    -Z-
    zaldır: uzun boylu
    zeklenme: taklit etme
    zahan: kazan
    zöhür: sahur
    zoval: kızılcık
    zerdelü: kayısı
    zerzefil: perişan
    zıpır: iri yarı kimse
    YÖRESEL DEYİMLERİMİZ
    Ağır oturup batman gelmek: Davranışlarında ölçülü olmak.
    Alnını karışlamak: Küçümseyerek meydan okumak, tehdit etmek.
    Bacakları çarpana çalmak: Çok işi olmak.
    Baldırı çıplak: Fakir.
    Bi dıhım: Bir ısırımlık.
    Bünelek tutmak:Telaşlı olmak.
    Cascavlak kalmak: Herşeyini kaybetmek.
    Cıbırın gabadayısı: Fakirin gereksiz harcama yapanı.
    Cılkı çıkmak: Çok yorulmak.
    Cin fikirli: Açık gözlü. Art niyetli.
    Dillik edememek: Anlaşamamak.
    Dünyaya kazık kakmak: Ölmemek.
    Eğsük etek : Çaresiz, zavallı kadın.
    Eşşek hoşaftan ne anlar: Anlayışsız, zevksiz kişiler için söylenir.
    Feyli bozuk olmak: Kötü niyetli olmak.
    Fol yok, yumurta yok: Ortada her hangi bir neden yok.
    Garezi olmak: Kinli olmak.
    Gavil tutmak: Bahse girmek.
    Geh biçi biçi: Buzağıyı çağırmak için söylenir.
    Gıdımıynan harcamak: İdareli kullanmak.
    Götün geri gitmek: Geri geri gitmek.
    Haline bakmadan Hasan dağına oduna gitmek: Yapamayacağı bir işe başlamak.
    Hangi dağda kurt öldü: Beklenmeyen bir iyilik yapılınca söylenir.
    Haşat olmak: Yorulmak.
    Hatırını yıkmak: Küstürmek.
    Her tarakta bezi olmak: Her işle ilgili olmak.
    Hır gür etmek: Kavga etmek.
    Hiç halinin adamı değil: Yapamayacağı işe girişen.
    Hoş beş etmek: Kısa sohbet etmek.
    Ivır zıvır: Önemsiz.
    İçkilde kalmak: Haber alamadığı için merak etmek.
    İviğini civiğini sormak: Ayrıntılarını sormak.
    Kap kaçah: Tabak, tencere vb.
    Kapısız köyden gelmek: Odanın kapısını açık unutana denir.
    Karış vermek: Beddua etmek.
    Kazı koz anlamak: Her şeyi ters anlamak.
    Kına yakmak: Sevinilmeyecek şeye sevinmek.
    Kimi kimsesi olmamak: Yalnız kalmak.
    Kip gelmek: Elbisenin sıkı olması.
    Laf olsun torba dolsun: İş olsun diye konuşmak.
    Mabalın boynuma: Günahı, vebali benim olsun anlamında kullanılır.
    Mayıl mayıl bakmak: Anlamsız bakmak.
    Mıh sıçtı: Cimri
    Mırın kırın etmek: İsteksiz davranmak.
    Oğul ekmeği yemek: Çocuklarından iyilik görmek.
    Oralı olmamak: Önemsememek.
    Ödü kopmak: Korkmak.
    Önünden geçmek: Bir konuda danışmak.
    Pılını pırtısını toplamak: Herşeyini almak.
    Pürü budağı olmamak : Hiç bir şeyden sakınmadan, sonucunu düşünmeden her şeyi söylemek.
    Püsküllü bela: Kişinin başını sıkıntıya sokan durum veya kişi.
    Sap yiyip saman sıçmak: Saçmalamak.
    Sarsuk sursuk konuşmak : Gereksiz, boş şeyleri konuşmak.
    Sulu götürüp susuz getirmek: Aldatmak.
    Sevindürük olmak : Sevinmek
    Şeytan diyor ki: İçinden kötü bir şey yapmak gelmesi.
    Şip gitmek: Hızlı gitmek.
    Şordan beri gelmek : Uzaktan gelmek.
    Şordan arı gitmek : Şu taraftan gitmek
    Tabah çanah: Tabak, tencere vb.
    Tekeden süt çıkarmah: Olmayacak işi başarmak.
    Uçkuruna düşkün olmak: Hovarda olmak.
    Ulu orta konuşmak: Düşünmeden, kimseden çekinmeden konuşmak.
    Ümüğünü sıkmak: Boğazını sıkmak.
    Vara yoğa konuşmak: Gereksiz konuşmak.
    Yağlı ballı olmak: Çok samimi olmak.
    Yaşmak tutmak: Büyüklerin yanında sesli konuşmamak.
    Zırnık göstermemek: Kimseye birşey vermemek. Cimri olmak.
    Zıvanadan çıkmak: Kontrolden çıkmak, uygunsuz davranmak
    ATASÖZLERİMİZ
    Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
    Ağır otur, batman gel.
    Al sana bir kaya, nereye dayarsan daya.
    Babası oğluna bağ bağışlamış, oğlu da bir cımbı üzüm vermemiş.
    Bekara karı boşamak kolay gelir.
    Ben umuyom bacımdan, bacım ölüyor acından.
    Boşa koydum dolmuyor, doluya koydum almıyor.
    Buğdayım var diye güvenme ambara girmeyince, oğuluna güvenme el kızı koynuna girmeyince.
    Dere ağzından tarla alma sel için; kırktan sonra karı alma el için.
    Deveye demişler ki niye boynun eğri? Nerem doğru ki? demiş.
    Doğmamış çocuğa don biçiyon.
    Düğününde halburla su çekerim.
    Erken yola çıkan yol alır, erken evlenen döl alır.
    El adama akıl verir, ama ekmek vermez.
    El elin eşşeğini üflük çalarak ararmış.
    Elde yiyen yolda acıkır.
    Elin ipiynen kuyuya inilmez.
    Elinin hamuruynan erkeğin işine karışma.
    Eşeğin yemediği ot başını ağrıtır.
    Eşek hoşaftan ne anlar? Suyunu içer danesini bırakır.
    Eşeğin canı yanarsa attan hızlı gider.
    Görmemişin bir oğlu olmuş, çekmiş çü....nü koparmış.
    Halına bahmıyon Hasan dağına oduna gidiyon.
    Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.
    Isıracak it, dişini göstermez.
    İçi beni yakar, dışı eli.
    İnersin gönlüm inersin, attan iner eşeğe binersin.
    İşten artmaz, dişten artar.
    İt ite, it de kuyruğuna buyurmuş.
    İti an, çomağı hazırla.
    İtinen dalaşacağına, çalıyı dolaş.
    İtin hatırı yoksa sahibinin hatırı var.
    Kavun değil ki, kıçını koklayasın.
    Kalmış kağnıyı, koca öküz çeker
    Kedi ciğere yetişemeyince, mundar der.
    Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit.
    Kurt kocayınca, itin masgarası olurmuş.
    Kötü komşu insanı mülk sahibi yapar.
    Leyleğin ömrü lak lakla geçer.
    Namazda gözü olmayanın, ezanda kulağı olmaz..
    Olmuşla ölmüşe, çare yok.
    Ölme eşeğim ölme, yaz gelince yonca vereceğim.
    Ölüye giden ağlar, düğüne giden oynar.
    Ölüyü çok yıkayanca, abdesti bozulur.
    Suyun durgun akanından, adamın yere bakanından kork.
    Tarlayı taşlı, kızı kardeşli yerden al.
    Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.
    Tosbağa kabuğundan çıkmışta, kabuğunu beğenmemiş.
    Yazın yaşa, kışın taşa oturma.
    Yedik, içtik, gözden düştük.
    Yemek gördün giriş, dayak gördün siviş.
    Zengin atını dağdan aşırır, fakir düz ovada şaşırır.
    YÖREMİZDE ESKİ AY İSİMLERİ
    Yöremizde eskiden bugün kullandığımız ay adları kullanılmıyordu. Eskiden kullanılan ay adları ve bugün kullanılan karşılıkları aşağıya çıkartılmıştır.
    1. Zemheri: Ocak
    2. Gücük: Şubat
    3. Mart: Mart
    4. Abrul: Nisan
    5. Mayıs: Mayıs
    6. Kiraz: Haziran
    7. Orak: Temmuz
    8. Ağustos: Ağustos
    9. İlkgüz: Eylül
    10. Ortagüz: Ekim
    11. Songüz: Kasım
    12. Karakış: Aralık
    YÖRE AĞZI BEDDUALAR (KARGIŞLAR)
    Çeşidin önnağan batsın
    Adın sanın batsın
    Töreme eymi
    Gedişin olsunda gelişin olmasın, ölün gelsin
    Garavoba ye, vobanın dibini ye, zıhımın bekini ye
    Tahtıya çıhsın yüzün
    Boyun posun devrülsün
    Allah gözünü kör etsin
    Boynun altında kalsın
    Gençliğin hayrını görme
    Çatlayasıca ,gavur tohumu
    Gara habarın gelsin, gara habarın batsın
    Emdüğün süt burnundan gelsin
    İki yakan bir araya gelmesin
    Fitil fitil burnundan gelsin
    Tahtıya yunsun yüzün
    Huyun husun kurusun
    Tümün dönsün, geberisece
    Senin ki de sana etsin
    Sürüm sürüm sürünesin
    Taş kesil, urus tohumu
    Toprak gözünü doyursun
    Boğazında kalsın
    Ağzından burnundan gelsin
    Zıkkım ye, zehir zıkkım olsun
    Gidişin olsun da dönüşün olmasın
    Gözüne dizine dursun
    Günyüzü görme eymi
    Sıracalu, cerhesüz, çeşitsüz, şikürsüz, geygel
    Meymenetsüz, suratsuz
    Elin ağzına çalınmasın
    Dizin dizin yörü
    YEMEKLERİMİZ
    Helle Çorbası, Hamur Çorbası, Tarhana Çorbası, Gatıklı Çorba, Yanara Çorbası, Yoğurtlu Çorba, Sarımsaklı Çorba, Kirli Çorba, Bulgur Çorbası, Tirit, Bat, Madımak, Kelem Dolması, Kara Dolma, Yahni, Keşgek, Patates Piyazı, Çökelikli, Gömbe, Yağlı, Katmer, Yanuç, Pavaç, Bişi, İşkefe, Yuha Böreği, Düğü Pilavı, Hamur Makarnası, Mercimekli Bulgur Pilavı,Çökelik Sündürmesi, Gaygana, Soğan Yemeği, Nivik Yemeği, Ölüngür Yemeği, Kelem Pancarı, Kabak Bulgurlusu, Bulgurlu, Pancar, Pürpürüm
    Derleyen ve Yazan: Yakup İrgin


    Düzelt / Sil   |  beğen Beğen (9) Beğenme


Adınız:

Code Image - Please contact webmaster if you have problems seeing this image code Yandaki kodu yazınız

Resimi Yenile

Yazıtepe Köyü Mesaj Panosu
Köyümüzün panosuna henüz bir mesaj eklenmemiştir.
Aşağıdaki forma yazarak sohbeti siz başlatabilirsiniz.

Adınız:

Code Image - Please contact webmaster if you have problems seeing this image code Yandaki kodu yazınız

Resimi Yenile

Tüm Mesajlar

Tokat Turhal Yazıtepe Köyü web sayfalarımızda mesajlarınızın yanı sıra resim ve videolar da paylaşabilirsiniz. Sitemize içeriklerinizle katkıda bulunarak Yazıtepe köyümüzün yıllarca takip edebileceğimiz bir web arşivini oluşturabiliriz. Biz siteyi kurduk gerisi Yazıtepe Köyü sevdalılarına düşüyor. Unutmayın sitemizin her bir köşesi ziyaretçilerimiz tarafından değiştirilebilmektedir. Not: Sitemiz Turhal Yazıtepe Köyü Muhtarı veya Muhtarlığı sitesi değildir.

Turhal Yazıtepe Köyü Kimlik Kartı

düzenle
İl : Tokat
İlçe : Turhal
Posta Kodumuz :60300
Eski İsmi : Gülüt  
Nüfusumuz : 2117 (2012 yılı)
Yazıtepe Köyümüzün Sayfalarını Birlikte Zenginleştirelim
    resim yükle mesaj paylaş editöre yaz